Sabır çok önemli.
Biz millet olarak ekip, ektiğimizin yetişip meyve vermesini beklemek yerine gidip dilimlenmiş meyve tabağı istiyoruz.
Beşiktaş’ta Sergen Yalçın örneği durumu özetliyor.
“Finans hesabında bunun ne alakası var?” demeyin.
Çünkü toplum psikolojisi her yerde aynı çalışıyor.
Linç sonucu bir hoca daha gitti.
Başarı sabır ile olacak iş.
Yarın kalktığında olacak bir şey değil.
Temeli bozuk bir yapıyı düzeltmeye çalışırken elbette yukarıda eskiden kalan çatı parçaları düşecek, bazı yerler dağılacaktı.
Ama biz süreç yönetmeyi değil, suçlu bulmayı seviyoruz.
Şimdi yine yabancı bir teknik adam gelecek.
Ne ülkeyi tanıyor olacak, ne kültürü, ne de içerideki problemleri.
Sonuç büyük ihtimalle yine önceki teknik adamlar gibi olacak.
Malcolm Gladwell, Outliers kitabında Kanada’daki buz hokeyi sisteminden bahseder.
En başarılı oyuncuların önemli kısmı yılın ilk aylarında doğan çocuklardır.
Sebep yetenek değil.
Sistem onlara küçük yaşta fiziksel avantaj sağlıyor.
Daha çok süre alıyorlar, daha çok yatırım görüyorlar, daha çok gelişiyorlar.
Yani başarı çoğu zaman tek bir hamlenin değil, uzun süren bir sistemin sonucu oluyor.
Biz ise her kötü sonuçtan sonra sistemi değiştirmeye çalışıyoruz.
Bir teknik direktör geliyor.
Kadroyu tanımadan gönderiliyor.
Bir CEO geliyor.
Şirketi anlamadan kovuluyor.
Bir yatırımcı strateji kuruyor.
2 ay sonra sistemi çöpe atıyor.
Sonra dönüp “neden olmuyor” diyoruz.
Çünkü sabır olmadan sistem kurulmaz.
Finans piyasalarında da aynı şeyi görüyorum.
Adam 3 haftada zengin olmak istiyor.
2 ay sabredemiyor.
Bir trade ters gidince bütün sistemi çöpe atıyor.
Sonra dönüp “borsa kumar” diyor.
Hayır.
Sistem kurmadan, psikolojiyi eğitmeden, risk yönetmeden piyasaya girersen tabii ki kumar olur.
Çoğu insanın problemi bilgisizlik değil.
Sabırsızlık.

